5 ÇEKER
2005 - 2006
Beraber çaldık, iyi vakit geçirdik,
öğrendik, geliştik,
çalıştık.
Taviz vermeden istediğimizi yaptık.
Herkese tavsiye ederiz.
Çalışmalarımızda bize destek olan:
Cem, Özkan, Mert, Şirvan, Hande, Savaş, Volkan, Can, Esra, Burak (yesmaster!) ve forumumuzda yorumlarını ve ilgilerini bizden esirgemeyen tüm dinleyicilerimize teşekkür ederiz.
5 Çeker
-------------------------------------------------
O anki ruh haline göre blues ezgilerini funk ritmleriyle harmanlayıp, rock kültürüyle sardıktan sonra içtiğimiz müzikten zaman zaman latin dumanları çıkmakta, fusion külleri dökülmektedir.
Grubun esas maksadı eğlenmek ve hoşça vakit geçirmek olduğundan, 5 ÇEKER bu avantajı sayesinde ticari kaygılara düşmeden istediği müziği istediği şekilde ortaya koymaktadır.
Grubun stili hakkında bilgi sahibi olmak için stüdyo çalışmalarımızdan bazılarının kaydını içeren linke tıklayabilirsiniz
TIKLAYIN yüklemenize gerek yoktur.
Grubun Muhteviyatı
Vokal : Ozan (29)
Gitar : Kutay (23)
Bas : Barış (30)
Klavye : Can (20)
Davul : Burak (32)
Saksafon : Erkan (23)
Kutay (Gitar)
Blues en büyük aşkım. Müzikte sadelik ve basitlik ise en büyük arayışım. Bir şarkıyı asla iki defa aynı şekilde çalmayı sevmiyorum. Sürekli değişimin olduğu bir hayatta değişimi engellemeye çalışmak süreci geciktirmekten başka bir işe yaramaz. Tam yalnız olduğuma inanmak üzereyken, aynı benim gibi düşünen insanları bulduğum için çok mutluyum. Yandaki repertuara hiç bakmayın, aklımıza ne gelirse çalarız biz. Hatta 5 çekeriz! :)
ekipman:
gitar = 1970 Ventura es-335
anfi = Vox Cambridge 15W
Burak (Davul)
Grubun en yaşlısı benim, bir de utanmadan davul çalıyorum. İşe girip müziğe yaklaşık 6 yıl ara verdikten sonra bir gün Kadıköy'de gezerken bir stüdyo gördüm ve geçtim davulun başına. Derileri patlatmadan bir iki ritm atmamla gelen cesaretle bir menajer edasıyla müzisyen avına çıktım. Eh ortalıkta yaşı yaşıma, huyu huyuma uygun adam bulmak ne kadar zor tahmin edemezsiniz. Ama şansım yaver gitti ve ilk tavladığım kişi Barış oldu :) Bas ile Davulun ne kadar uyum içinde olması gerektiğini içeren 2 saatlik konuşmamızın ardından beraber bir şeyler yapmaya karar verdik. Daha sonra gruba eleman ararken, haliyle bilmem kaç tane kırmızı saçlı ergenlik psikozlarını aşamamış alternatif(?) tarzda vokalistlik yapan bayan arkadaş ve enstrümanını akord etmeyi bilmeyen bir kaç gitarist arkadaş tarafından rahatsız edildik. En sonunda ve nihayet 26 Temmuz 2005 tarihinde Kutay çıktı karşımıza. Matrix için Neo neyse, Kutay da bizim için o oldu ve grubun iskeleti oluştu. Derken Can geldi ve gerçekten can getirdi şarkılarımıza o eşsiz klavye hakimiyetiyle. Latinden funka poptan rocka kadar bitmeyen ve 21 yaşında olmasına karşın 80'lerin repertuarını benden iyi bilen bu adamla birlikte devam etmeye başladık yolumuza. Vokal arayışlarımız sürdü sırada işyerinde birbirimizden habersiz 10 metre ötemde oturan Ozan'dan ilana cevap gelince bu kaderin bir oyunu dedik ve Ozan da BB King'den Brian Johnson'a kadar uzanan geniş gırtlağıyla bize eşlik etmeye başladı. Artık 5 ÇEKİYORUZ :)
ekipman:
Akita soul drum
14" İstanbul Agop Hihat
20" İstanbul Agop Ride
16" İstanbul Crash
Noname trampet, remo (kumlu) deri(ler), Vic Firth, Promark, Tama bagetler, süpürgeler, cowbell, shaker, tef
Barış (Bas Gitar)
Benim açımdan her şey, temmuz sonunda, bir başka müzik sitesindeki mesaj kutuma düşen bir iletiyle başladı. Frekanslarımızın uyuşması neticesinde hızla ilerleyen muhabbette öğrendik ki, Burak'la tek uyuşan, yaşımızdan dolayı içine dâhil olduğumuz nesil değildi: Müzik anlayışımızın, dinlediklerimizin, okuduklarımızın ve hatta yazdıklarımızın bile benzer doğrultuda olduğuna şahit olmak, geçmişte yaşadığı nice acı deneyim sonucunda "en iyi grubun" evde, amfinin karşısındaki "oturma grubu" olduğuna kanaat getirmiş olan beni tekrar düşünmeye sevk etmişti. Grubun kurulma "an"ı ise (bir harf uzama pahasına da olsa) unutulmayacak bir "anı"ya dönüşeceğinin sinyallerini hemen vermişti. Stüdyo kapısında selamlaştık, bir çekingenlik ve suskunlukla enstrümanlarımızı kuşandık, derhal bir 12 bar blues mücadelesine giriştik. 10 dakika sonra şarkıdan muzaffer bir edayla çıktığımızda yüzümüzde eşzamanlı olarak beliriveren o muzip ama memnun gülümsemeyi ilk bozan Kutay oldu. "Abi, bozmayalım bu takımı, böyle devam edelim, bu gördüğüm en güzel grup!" dedi. O günden beri de öyleyiz zaten. Alın size 3 Çeker! Aramıza "eşofmanlı genç adam" Can'ın katılmasıyla, o ana dek stüdyonun bir köşesinde sağır dilsiz duran klavye birden dile geldi; bülbül misali şakımaya, cazdan latine, funk'tan rock'a ışık hızıyla gezinmeye başladı. Artık 4 çekiyorduk, her araziye uygunuz, aşamadığımız engebe çıkmaz diyorduk. Ancak itiraf edelim ki, "20'lerinde, saçları kızıla boyalı, Türkçe bilmeyen, alternatif söyleyen" bayan vokal ordusunun hücumundan paçayı zor kurtardık. İşte, grubumuzun tarz sorunu, repertuar demeden bir şarkıdan diğerine yağ gibi akıveren sesine kavuşması da bu akından yeni kurtulduğumuz zamanlara rastlıyor. Burak'ın Ozan'ı gökte ararken yerde, hatta aynı işyerinde, aynı katta, aynı koridorda buluşu, ilerde nice bira muhabbetine çerez yapacağımız bir anekdottur ve zannımca, Kramp'ın "birbirimizden habersiz aynı şiiri yazar idik, aynı duvara işer idik" sözlerindeki gerçekliğin muhteşem bir kanıtıdır. Hâlâ aynı şiiri yazıyoruz. Ancak birbirimizden haberdar bir şekilde, Studio Jamsession'da, pazarları saat 18-21 arasında!
ekipman:
gitar = Fender Jazz Bass '96 (MIJ) - Seymour Duncan Active Jazz Set, Cort Action IV
efekt = Boss CS3, Behringer V-Tone Bass Preamp, Korg Pandora PX3B
anfi = Hughes & Kettner Basskick 313
Can (Klavye)
Birkaç deneyim, bana zamanın gerisinde kaldığını hatırlatmaktan başka bir şey katmamıştı. Veletlikten beri dinlediğim şarkılar yaşıtlarım tarafından pek çalınmıyordu, bu yüzden grup olayına uzak kalmıştım; 1 Ağustos'ta gelen mesaja kadar. Tarz uyuyordu, yaş olarak fark barizdi, sorun teşkil edecek miydi diye şüpheler başlamıştı. Sonunda kendimi toparladım "denemekten ne çıkar" düşüncesiyle gruba girdim. Giriş o giriş. Böyle uyum herkesin başına... :D
ekipman:
Hermann Mayr 110 cm konsol piyano
M Audio Keystation 88 es
Lounge Lizard DXI
Boss fw-3
Ozan (Vokal\Perküsyon)
Tarihler 16 Kasım'ı gösteriyordu ve Ozan hala bir şeyler yazmamıştı...
Yukarıdaki cümleyi yorumsuz sineye çekerek(ne deseler haklılar ;) ) yazıma başlıyorum: E tabi kronolojik zurnanın son deliği, beş parmağın en dibindeki olarak en son benim yazmamdan daha normal ne olabilir. Neyse, ben de diğer arkadaşlarım gibi müzikal ukteler içinde kıvranan, 2 senedir de müziği hayatına daha çok katmak isteyen bir insan evladı idim. Benim tecrübelerim hiçbir zaman amatörlükten öteye geçmedi, gerek enstrüman gerek vokal olarak. Ama vokal her zaman bana en çok tatmini veren kısım oldu. "Muratgilin damından hoplayamadım" türküsüyle 3 yaşında başlayan serüvenim her telden çalarak, 10 Kasımlarda Atatürk'ün sevdiği şarkılara da teğet geçerek 5 ÇEKER'de son buldu. Burakla evlere şenlik tanışmamız beni stüdyolara şenlik bu güzel oluşuma dahil etti. Enstrümanlarına son derece hakim bu dört adam ben gak deyince Ray Charles, guk deyince AC/DC çalıyor ve biz çok eğleniyoruz. Atasözüne inat beş parmağın beşi de bir olur dedik bi kere!
ekipman:
ağız,dil, ses telleri, gırtlak, ciğer, diafram
Erkan (Saksafon)
Bu kadar da olmaz ! Yoksa bütün bluescuların kaderimi böyle anlamadım ama benim hikayem de aynı diğerleri gibi. Artık tam "başlarım müziğine de saksofonuna da" derken benim de imdadıma bir mesajla Burak yetişti. Açıkcası biraz çekinerek gittim ama çalmaya başlayınca bi baktım 3 saatlik prova bitmiş. E daha ne olsun ? Özgürlük sadece gökyüzünde, denizde yada hızlı bir motorun tepesinde hissedilir sanırdım, meğer gerçek özgürlüğün yolu küçücük bir odada 5 Çeker ile beraber çalmaktan geçermiş yeni öğrendim :)
ekipman:
Bundy alto sax
|

| Müzikten kopmak üzereyken birbirini bulan beş kişiden kurulu, her arazi şartına uygun bir grup 5 ÇEKER. (Yazıyla: Beş Çeker) |
|
|